• İsrailli Akademisyen “Filistinli kadınlara tecavüz edin”
    İsrailli Akademisyen “Filistinli kadınlara t
  • Cumhurbaşkanı Gül’den ‘Milli Yas’ açıklaması
    Cumhurbaşkanı Gül’den ‘Milli Yas’
  • Demirtaş’a 361 bin lira bağış yapıldı
    Demirtaş’a 361 bin lira bağış yapıldı
  • Alanya’da Suriyeli işçi dehşeti
    Alanya’da Suriyeli işçi dehşeti
  • HDP’li Beştaş: AKP, IŞİD’lileri Hastaneye Getirip Tedavi Ediyor
    HDP’li Beştaş: AKP, IŞİD’lileri Hastan
  • Emniyet’te 22 İlde Eşzamanlı Operasyon: Çok Sayıda Gözaltı Var
    Emniyet’te 22 İlde Eşzamanlı Operasyon: Çok
  • Lice’de LPG yüklü tanker patladı: 1 ölü, 70 yaralı
    Lice’de LPG yüklü tanker patladı: 1 ölü, 70
  • Selahattin Demirtaş Evini Açtı ve Bilinmeyen Yönlerini Anlattı
    Selahattin Demirtaş Evini Açtı ve Bilinmeyen Yönle
  • Öcalan 3 Yıl Sonra Avukatıyla Görüşüyor
    Öcalan 3 Yıl Sonra Avukatıyla Görüşüyor
  • Nusaybin’de silahlı kavgada 6 kişi yaralandı
    Nusaybin’de silahlı kavgada 6 kişi yaralandı
Halit Bilgiç kimdir Halit bilginç hayatı halit bilginç biyografisi
Halit Bilgiç kimdir Halit bilginç hayatı halit bilginç biyografisi
Halit Bilgiç kimdir… {BİYOGRAFİ}…   01.10.1980 yılında Lübnan’ın Beyrut kentinde, 1980 olaylarının hâkim olduğu bir dönemde dünyaya geldim. Ev hanımı (emekçisi) bir ananın ile okulda bekçilik yapan bir babanın evladıyım....
16 Eylül 2013 20:46
Font1 Font2 Font3 Font4
ss

Halit Bilgiç kimdir… {BİYOGRAFİ}…

 

01.10.1980 yılında Lübnan’ın Beyrut kentinde, 1980 olaylarının hâkim olduğu bir dönemde dünyaya geldim. Ev hanımı (emekçisi) bir ananın ile okulda bekçilik yapan bir babanın evladıyım. Maddi sıkıntıların baş göstermesi sonucunda, Beyrut’ta daha fazla barınamayarak mülteci olarak Suriye üzerinden Mardin’e geldik ve oraya yerleştik. Maddi faktörler düzelmediğinden dolayı ortaokul birinci sınıftan ayrılmak zorunda kalıp çocuk yaşta (13) ekmek kavgasına düştüm. Birkaç yıl sonra Adana’da iş imkânlarının iyi olduğu kanaatine vararak Adana’ya çalışmak için yola koyuldum. Adana’da çalıştığım dönemlerde, hiç unutmadığım ve hiç unutmayacağım bir olay geldi başıma: ne olduğunu anlamadığım ve sesin kime ait olduğunu bilmediğim bir ‘’dur’’ ihtarıyla karşılaştım durmayınca da bacağımdan ağır bir şekilde vuruldum daha sonradan öğrendim ki, o kişi sivil bir polismiş. İşin şaşırtıcı tarafı polis olduğunu söylemeden bir insanın kovalanması ve durdurulmak istenilmesi o insanın haklı olarak durmayışı ve buna rağmen vurulması olayı(!)…

 

Yaklaşık iki aylık bir tedavi dönemi geçirdim. Tedavim tamamlandığında ise İstanbul Yalova’ya yerleşme kararı aldım ve yerleştim. İlk sahnemi de orada gerçekleştirdim. İlk sahnem olmasına rağmen çok olumlu tepkiler ile karşılaşmıştım. Bu o kadar güzel bir ilgiydi ki içimde müzik git gide daha çok büyüyor ve bedenimi esir alıyordu. Gelen olumlu tepkiler beni daha da hırslandırarak beni her daim iyiye yöneltti. 2000 yılına kadar sahnelerim çok akıcı bir şekilde devam etti. 2000 yılından sonra askerlik ve maddi sıkıntılardan dolayı mecburiyetten müzik hayatıma bir süre ara verdim. Müzik damarlarımdaki kan misali tüm hücrelerime ve en ücra köşelerine çoktan yayılmıştı. O an anladım ki müzik benim için olmazsa olmaz bir faktördü; zira içimizde kalan, söylemek için can atıp da söyleyemediğimiz, sol yanımızdan gelen haykırışlarımızdı benim için… Bundan dolayı o aradan hemen sonra tekrar müzik hayatıma döndüm….

 

2004 yılında lösemili küçük bir kız çocuğu adına ilk konserimi verdim. Konsere ilgi oldukça büyüktü. Bu hızı kesmeden akabinde depremzedeler için bir konser verdim. Gerek konserlerimde olsun, gerek katıldığım başka etkinliklerde olsun aldığım olumlu tepkiler sonucunda ve halkın tepkisini ölçmek babında on iki eserden oluşan bir albüm yapma kararı alıp albümü yaptım. Albümün dağıtımını ve tanıtımını tamamen kendi imkânlarımla hallettim/halletmeye çalıştım ve 2008’in Mart ayında ‘’Bir Can Ölüyor’’ adlı albümü resmen piyasaya sundum. İkinci bir albüm yapmayı çok arzulamıştım; ama malum günümüz teknoloji çağı isteyen istediği eseri hemen indirebiliyor bununla da kalsa yine iyi en büyük bela korsan kasetçilik, bundan dolayı albüm yapma gereği duymadım. Özellikle yapmış olduğum bir eser vardı ki; onun kesinlikle saklı kalmaması gerekiyordu, herkesin dinlemesini istediğimden ötürü bizzat kendim ‘’Özgürlük Çiçeğimsin’’ adlı eserimi internet aracılığı ile dinleyicilerime ulaştırdım (paylaştım). Geçtiğimiz günlerde bu esere birde klip çektik, güzel olduğuna inanarak dinleyenlerinde beğeneceğini umuyorum.

 

Bu eseri (Özgürlük Çiçeğimsin) dağlarda koyunlarını otlatan, kör bir havan sayesinde hayatından olan ‘’Dağ Çiçeği’’ olan Ceylan’a armağan ederek onu bu ezgide yaşatacağım. Eseri her okuyuşumda Ceylan/lar can bulacak! Sözlere de bakıldığında tamamen ezilmiş, sömürülmüş, acılarıyla gündemde olan bir milleti anlattığı açıkça belli oluyor. Bundan dolayı gerek dayanışma konserleri, gerekse yardımlaşma konserleri olsun her şekilde var olduğumu belirtmekten geri durmam. Kürt müziğine gelince, genelde geri kalmış bir müzik olarak görülür; ama o müziğin içine girdiğimizde aslında Kürtçe bilmeyen kişilerinde Kürtçe eser seslendirdikleri aşikârdır. Kaldı ki, Kürt müziği dengbêjleri ile ünlü olup, bu müstesna müzik daha üst mertebelere ulaşmıştır. Bu müzik kolunu birçok tanıdık sima da icra etmişlerdir. Ama bu işi yapanlar hakiki Kürt sanatçıları değildir, hakiki Kürt sanatçıları: bugün sürgünde olan bir Şivan Perwer, Hozan Dino ve hayatını sürgünde kaybeden bir Ahmet Kaya’dır. Sesleriyle bizi büyüleyen büyüklerimizin yanı sıra filmleriyle, yönetmenliğiyle ve oyunculuğuyla beni büyüleyen bir dev… O dev Yılmaz Güney… Tahmin edileceği üzere ‘’Babam’’ adlı eseri Yılmaz Güney için yazdım ve seslendirdim. Ona duyduğum hayranlığı bu sözlerle dillendirmek istedim. Bilinmelidir ki; bu üstatlarımız hayata bir kez gelmişlerdir daha gelmeyecektir ve yine bilinmelidir ki biz onların yollarında giden neferleriz.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim ben Kürt olmayıp Arap asıllı biriyim buna rağmen ben de Kürtçe eser okurum. Bunun için her daim söylediğim bir sözüm vardır; ‘’Kürtçe bilmek için Kürt olmak gerekmiyor.’’ buradan bilinmelidir ki her zaman kendimi Kürt halkına yakın gördüm, hep Kürt halkının yanında oldum ve olacağım. Bugün Doğu illerinde olan Arap’ların da Kürt halkı sayesinde rahat nefes alıp verdiğini Arap asıllı biri olarak belirtirim. Kürt müziği mozaik taşlarına benzer Ermeni asıllı rahmetli Aram Tigran, Karabetê Xeco ve Kürt müziğine ömrünü veren Şivan Perwer. Bir Arap asıllı olarak bende bu mozaiğin içinde yer alıyorsam, Kürt müziği için bir şeyler yapabiliyorsam ne mutlu bana… Bundan dolayı defalarca Arap’ların tepkileri ile karşılaştığım aşikârdır, ama ben her zaman Kürt müziğinin ve Kürt halkının yanında olduğumu gururla belirtirim.

 

‘’Büyük Amaç Uğruna Ölmek, Her Zaman Yaşamaktır!’’

 

Sevgi ve Saygılarımla

 

HALİT BİLGİÇ

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa